Türkiye’de bilimsel veteriner hekimliği eğitiminin başlangıcının 184. yıl dönümünde, mesleğimizin tarihsel birikimini, ülkemizin geleceği açısından taşıdığı sorumluluğu ve çözüm bekleyen temel meselelerini bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.
23 Ekim 1842’de başlayan bilimsel eğitim süreci, Türkiye’de veteriner hekimliğin kurumsallaşmasında önemli bir dönüm noktasıdır. Dünyanın ilk veteriner okulunun 1762 yılında Fransa’da açılmasıyla şekillenen modern veteriner hekimliği eğitimi, ülkemizde de bilimsel düşüncenin ve çağdaşlaşma çabalarının öncü alanlarından biri olmuştur. Ancak mesleğimizin geçmişi, eğitim kurumlarının tarihinden çok daha eskidir. Hayvanların sağlığını koruma, hastalıklarla mücadele etme ve hayvansal üretimi sürdürme ihtiyacı, insanlık tarihi boyunca veteriner hekimliğin temelini oluşturmuştur.
Hayvan hastalıklarının önlenmesi, zoonotik enfeksiyonların kontrolü, güvenilir hayvansal gıdaya erişim, hayvan refahının sağlanması ve doğal kaynakların korunması, doğrudan veteriner hekimlik hizmetlerinin etkinliğiyle ilişkilidir. Bu nedenle veteriner hekimlik, kamu sağlığının korunmasından tarımsal üretimin devamlılığına, biyogüvenlikten salgınlara hazırlığa kadar geniş bir alanda stratejik sorumluluk üstlenmektedir.
Öte yandan iklim değişikliği, salgın hastalıklar, antimikrobiyal direnç, biyolojik çeşitliliğin korunması ve gıda arzının sürdürülebilirliği, ülkelerin ortak politikalar geliştirmesini zorunlu kılan küresel sorunlardır. Bu sorunların çözümünde insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte ele alan Tek Sağlık yaklaşımı belirleyicidir. Bu yaklaşımın kurumsal ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması, toplum sağlığı açısından bir gerekliliktir.
Veteriner hekimliği eğitiminin 184 yıllık birikimini geleceğe taşıyabilmek için eğitim kurumlarımızın bilimsel kapasitesini güçlendirmek zorundayız. Veteriner fakültelerinin sayısı, öğrenci kontenjanları ve mezun sayıları; akademik kadrolar, laboratuvarlar, klinik olanaklar, uygulamalı eğitim imkanları ve ülkemizin gerçek ihtiyaçlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Yükseköğretim politikalarında planlama esas alınmalı mevcutfakültelerin eğitim standartlarının yükseltilmesine öncelik verilmelidir. Ulusal ve uluslararası akreditasyon süreçleri desteklenmeli, Avrupa Veteriner Eğitim Kurumları Birliği (EAEVE) standartlarına uyum çalışmaları yaygınlaştırılmalı ve eğitimde kalite güvencesi güçlendirilmelidir. Her yıl binlerce genç veteriner hekim mesleğe katılmaktadır. Kamuda yeterli sayıda veteriner hekim istihdam edilmesi, koruyucu hizmetlerin güçlendirilmesi ve genç meslektaşlarımızın mesleki bilgi ve birikimlerini etkin biçimde kullanabilmesi açısından önem taşımaktadır.
İntörn veteriner hekim öğrencilerinin emeği karşılıksız bırakılmamalıdır. Tıp ve diş hekimliği alanlarında uygulanan intörnlük düzenlemeleriyle veteriner hekimliği eğitiminin son yılındaki öğrencilerin durumu birlikte değerlendirilmelidir. Aktif sağlık hizmetine katkı sunan intörn veteriner hekim öğrencilerinin de yürürlükteki mevzuat çerçevesinde asgari ücret uygulamasından yararlanması sağlanmalıdır. Bu konuda gerekli yasal ve idari düzenlemelerin yapılmasını bekliyoruz.
Türkiye’de bilimsel veteriner hekimliği eğitiminin 184. yıl dönümünde, bu köklü mesleğin gelişimine katkı sunan tüm akademisyenlerimizi, eğitimcilerimizi ve meslek büyüklerimizi saygıyla anıyor; veteriner fakültelerinde öğrenim gören öğrencilerimize ve ülkemizin dört bir yanında görev yapan meslektaşlarımıza başarılar diliyoruz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Ali EROĞLU
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı








